Omurgamız, omur adı verilen kemiklerin birbirlerine bağlanmasıyla oluşur. Bu kemikler birbirlerine bir adet “disk” ve iki adet “faset eklem” ile bağlanırlar (Resim 1). Disklerin omurları birbirlerine bağlamak dışında; omurga hareketlerinde, omurganın esnekliğinde, yükün omurlara ve omurgaya düzgün bir şekilde dağılımında ve darbelerin şiddetinin emilimi (şok abzorbsiyonu) ve dağıtımında da önemli rolleri vardır. Tüm bu yapıların ana amacı ise, omurga biyomekaniğinin ve omurga kanalının içerisinden geçen omuriliğin korunmasıdır.
Diskler yapısal olarak iki tabakadan oluşur. Dış kısımları sert ve kalın bir yapıdadır. Bu kısmına “annulus fibrosus” denir. İç kısımları ise yumuşak, su içeriği fazla kıkırdak (jöle kıvamına yakın) yapıda olup bu kısma da “nükleus pulposus” denir (Resim 2). Dış tabaka bu kısmı kapsül gibi çevreleyerek içerisinde tutar. Çeşitli sebeplerle dış sert tabakanın yapısında bozulmalar meydana gelir. Bunun sonucunda dış tabaka yırtılarak içerisindeki yumuşak kısım (nükleus pulposus) dışarı çıkarak omuriliği ve/veya omurilikten çıkıp vücuda yayılan sinir köklerini sıkıştırabilir. Bazen de dış sert tabaka tamamen yırtılmaz, ancak sertliğini kaybeder. Bu durumda da, içerideki yumuşak tabakanın da dış tabakayı ittirmesiyle, omurilik ve/veya sinir kökleri sıkışabilir. Bu iki durum da “boyun fıtığı” olarak adlandırılır. Halk arasında bahsedilen “patlamış boyun fıtığı”, dış tabakanın yırtılmasıyla birlikte oluşan tiptir. Ancak burada önemli olan omuriliğin maruz kaldığı basıdır ve her iki tipin de “boyun fıtığı” olarak tanımlanması doğrudur.